top of page

OHAL KHK'sı İle Kamu Görevinden Çıkarılanların Emekli İkramiyesi

  • Dal Hukuk
  • 9 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur

Bilindiği üzere, hizmetlerinin tamamı 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu veya 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 4. maddesi kapsamında geçenlere, başka bir deyişle hizmet birleştirmesi yapmaksızın kamudaki görevinden emekliye ayrılanlara 5434 sayılı Kanunun m.89/1 hükmü gereğince herhangi bir şart aranmaksızın emekli ikramiyesi ödenmektedir. Hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olanlara ise 5434 sayılı Kanun'un m.89/2 hükmünde yer alan şartlar dâhilinde emekli ikramiyesi ödenebileceğini belirtmiştir. Mezkur madde hükmü ise 5434 sayılı Kanun'a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmaların 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı mülga İş Kanunu m.14 hükmü ise belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi kaydıyla emekli ikramiyesi ödeneceği kurala bağlanmıştır.


Kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olma kuralı yalnızca hizmet birleştirmesi suretiyle emekli aylığı bağlananlar için geçerli olup emekli aylığı bağlanması için 5434 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'un m.4/1-c kapsamında süresi tek başına yeterli olanlar KHK ile kamu görevinden çıkarılsalar dahi emekli ikramiyesi alabilmektedir. Dolayısıyla kamu görevinden çıkarıldığı hâlde anılan kapsamdaki sigortalılık süresi aylık bağlanmaya yeterli olanlar ile aylık bağlanmaya yeterli olmayanlar arasında 1475 sayılı mülga Kanunun m.14 hükmünde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona erme kuralına tabi tutulma cihetiyle farklılık oluşturulduğu görülmektedir.


Hizmet birleştirmesi yapmaksızın emekli aylığı bağlananlara herhangi bir şart aranmaksızın emekli ikramiyesi ödenmekte iken hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olabileceklere aynı hakkın tanınmamasının ayrımcılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği 7.8.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/41241 sayılı dosyasının 25.02.2025 tarihli Fikret Aslan kararı ile içtihat edilmiştir. Mezkur karar, hizmet birleştirmesi ile emekliliğe hak kazanan kişilerin emekli ikramiyesi bağlamında yaşadığı hak kayıplarını doğrudan etkileyen önemli bir içtihat niteliğindedir. Bu karar, özellikle KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve sonrasında hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olan kişiler bakımından büyük öneme sahiptir. Kanaatimizce, karar, sosyal güvenlik hukuku uygulamalarında uzun süredir devam eden bir sorunu çözme yönünde yol gösterici niteliktedir.


Fikret Aslan kararı ile Yüksek mahkemece bahse konu edilen hususların Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, emekli ikramiyesinin mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir hak olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, hizmet birleştirmesi sonucu emeklilik hakkı kazanmış bir kişinin, görevden çıkarılma sebebiyle ikramiyeden mahrum bırakılmasını nesnel ve makul gerekçelere dayanmayan ayrımcılık olarak değerlendirmiştir. Kanaatimizce bu yaklaşım, sosyal güvenlik haklarının temel hak niteliğinde olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.


AYM kararında, özellikle şu tespit önemlidir: Başvurucu ile aynı süreyi kamu hizmetinde geçiren ve farklı şekillerde ayrılan kişiler (örneğin istifa eden veya yaş haddinden ayrılanlar) ikramiye alabilmektedir. Sadece KHK ile çıkarılmış olmak, hak kaybı için yeterli bir gerekçe oluşturmamaktadır. Mahkeme, bu farklı muamelenin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu net biçimde ifade etmiştir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu tür ayrımcı uygulamalar, AYM kararına göre artık sürdürülemez niteliktedir.


Kararın uygulanması bakımından, SGK ve idari merciler açısından önemli sonuçlar doğmaktadır. Öncelikle, benzer durumda olan kişilerin taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Kurumların, emekli ikramiyesi taleplerini değerlendirirken ayrılış şekline dayalı otomatik ret uygulamalarından kaçınması, her başvuruyu nesnel ve ölçülü kriterler çerçevesinde incelemesi gerekmektedir. Kanaatimizce, bu durum sosyal güvenlik hukuku uygulamalarında önemli bir dönüm noktasıdır.


Hukuki açıdan değerlendirildiğinde, AYM kararı şu temel ilkeleri ortaya koymaktadır:


  1. Emekli ikramiyesi, mülkiyet hakkı kapsamında korunmalıdır. Uzun yıllar hizmet karşılığı kazanılan bu hak, ayrılış şekline göre tamamen kaybedilemez.

  2. Eşitlik ilkesi, sosyal güvenlik haklarının uygulanmasında temel ölçüttür. Benzer koşullarda olan kişiler arasında ayrım yapılması, nesnel bir gerekçeye dayanmadığı sürece anayasanın 10.maddesine aykırıdır.

  3. İdarenin takdir yetkisi sınırlıdır. Kamu hizmetinden çıkarılma, ikramiyeyi tamamen ortadan kaldırmak için yeterli bir sebep olarak değerlendirilemez.


Bu çerçevede, AYM’nin kararı ile hem idari uygulamalara hem de yargısal süreçlere yeni bir yön verildiği görülmektedir. Karar, KHK ile görevden çıkarılmış kişilerin hak kayıplarını önlemek, uygulamada eşitliği sağlamak ve mülkiyet hakkını korumak açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Sonuç olarak, Fikret Aslan kararı, sosyal güvenlik hukukunda uzun süredir tartışmalı olan “emekli ikramiyesi ödenmemesi” uygulamasını anayasal ilkeler ışığında yeniden değerlendirme zorunluluğu doğurmuştur. Bu karar, hem SGK’nın hem de idare mahkemelerinin uygulamalarında köklü bir değişim ihtiyacını göstermektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu tür durumlar, AYM’nin ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda artık farklı değerlendirilecektir. Kanaatimizce, söz konusu karar sosyal güvenlik hukuku açısından yol gösterici niteliktedir ve benzer durumdaki kişilerin haklarını koruma yönünde önemli bir içtihat oluşturmuştur.


İdare hukuku alanında müvekkillerimize, idari otoriteler ile her türlü ilişkilerinde danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Müvekkiller aleyhine düzenlenen para cezası, izin-ruhsat iptali gibi her türlü idari işleme karşı söz konusu işlemin iptali davaları ve bu işlemlerden doğan tazminat talepli ve memur atama iptali davalarında müvekkillerimizi temsil ediyoruz.​


Dal Hukuk ve Danışmanlık Bürosu memur müvekkillerimizin atama taleplerinin reddi, il içinde ya da il dışında görev yaptığı yer haricinde başka bir yere isteği dışında atanması, kendisinin atanmak istediği yere atanmaması gibi her türlü atanma işleminden kaynaklı ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede yeteneğe ve birikime sahiptir.

© 2025                                                                                  

Dal Hukuk & Danışmanlık I Av. Kerimhan Dal 

  • Facebook
  • Instagram
  • LinkedIn
bottom of page